GARİP DIŞINDA YENİLİĞİ SÜRDÜREN ŞİİR


         Garip hareketinin dışında kalan şairlerden bir kısmı memleket edebiyatını devam ettirirler. Bir önceki nesilden farkları, memleket coğrafyasını anlatırken yeni keşfettikleri yerleri değil, içinde doğdukları bölgenin özelliklerini, hayallerini şiirlerinde işlerler. Artık Anadolu’ya açılanlar sadece İstanbullu gençler değildir. Anadolu’da doğan, hiç değilse çocukluklarını oralarda geçirenler o bölgelerin kültürünü, hayallerini de şiirlerine taşırlar. Şehre gelen köylü gençler, eskisinden farklı bir özlemle doludurlar.

         Bu şairlerden Cahit Külebi (1917-1997) Anadolu’dan yetişen aydın şairin özlemlerini dile getirir. Kuvvetli çocukluk izlenimleri, hatıraların beslediği şiirler halk edebiyatı geleneğine bağlıdır. Zile’nin Çeltek köyünde doğmuş olan Cahit Külebi, kendisini büyük şehirde yalnız hissetmiş, daima doğduğu toprakların hasretini çekmiştir. Yoksulluk teması bütün şiirlerine hâkimdir. Halkçı görüşü, onu halk edebiyatı unsurlarından sadece şekil olarak yararlanmaya itmemiştir. “Şiir Yöntemim” adlı şiirindeki “halk”ı ve “doğa”yı ustaları olarak sayan şairin şiirinde “insanı bıktırmayan, oldukça serbest dil musikisi için şehre gelmiş, okumuş; fakat doğduğu memleketin havasını kaybetmeden yeni ve güzel bir şiire ulaşmış bir şair demek hiç de yanlış olmaz. Şiirlerinin çoğunda Anadolu toprağından gelen bir ses, bir koku, bir renk ve bir ruh vardır.

         Ceyhun Atuf Kansu (1919-1978) ilk devrinde halk geleneğine bağlıdır. Çok uzun şiirler yazan şair, yer yer Anadolu’nun mahalli rengini yakalar, Anadolu’nun sıkıntılarını, hasta çocuklarını, mutsuz insanlarını anlatır. Daha sonraki eserleriyle toplumsal gerçekçilere katılmıştır. Çocuk doktoru olan Ceyhun Atuf Kansu “Hayatıma yansıyan her şeyi şiirime sokmaya çalıştım.” diye şiir anlayışını özetler.

         Bu dönemin en ilgi çekici şairlerinden biri de, ilk şiirlerini 1940 öncesi vermiş olmakla birlikte asıl kişiliğini 1940 sonrasında bulan ve öz şiirin peşinde olan Behçet Necatigil’dir. (1916-1979) şiirlerinde çevresini anlatan şair, çekingen mizacından da kaynaklanan bir tavır ile ev içi/dış dünya; insanın açıklanmayan iç dünyası ile/herkese görünen çehresini dile getirir.

         Halk kültüründen gelen unsurları, batı şiiri ile birleştirmiş olan Necatigil, son şiirlerinde Divan şiirinin özelliklerinden de yararlanarak çok kapalı bir şiire ulaşmıştır. Divan şiirinin cinaslı, tevriyeli anlatımı, Türkçenin yapı ve ses özelliklerinden kaynaklandığı için, şair bu özellikleri konuştuğumuz dil malzemesinde de arar. Onun şiirinde kendi çevresinin insanları vardır ve çok basit gibi görünen anlatışında, ancak okundukça derinliğine varılan bir tat bulunur.





Edebibilgiler.com 2009 ©  Her hakkı saklıdır.