SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIM (DİYALOG)


     Söyleşmeye bağlı anlatım, metinlerin konuşmalardan (diyalog ve monolog­lardan) oluşan bölümlerinde ve günlük hayatta konuşmalarla gerçekleştirilen her tür iletişimde kullanılan anlatım türüdür. Sohbet, diyalog, mülakat adı verilen metinler söyleşme çevresinde oluşur. İç konuşma (monolog) da söyleşmeye dayanır. Günlük hayat, roman, hikâye ve tiyatrolarda karşılıklı konuşma (diyalog) ve ikiden fazla kişinin konuşmasına bağlı metinler, söyleşme anlatım türü çevresinde oluşur.

Özellikleri


1.Jest ve mimikler anlatımın gücünü arttırır.

2.Sohbet, mülakat ve diyalog, monolog metinleri söyleşmeye bağlıdır.

3.Karşılıklı konuşmalar, bağlama ve konuşulan kişiye göre değişebilir.

4.Görme ve işitmeyle kurulan iletişim önemlidir.

5.Vurgu ve tonlama önemlidir.

6.Hikâye, Roman, Tiyatro, Röportaj, Monolog söyleşmeye bağlı anlatımın kullanıldığı metin türleridir.

7.Roman, hikâye ve tiyatrolardaki karşılıklı konuşmalara diyalog, iç konuşmalara ise monolog denir.

8.Tekrarlar söyleşmeye bağlı anlatımlarda ifadeyi kuvvetlendirir.

9.Söyleşmeye bağlı metinlerde anlatımın süresi sınırlandırılmalıdır.

Örnek:


YILDIZLARA BAKMAK


GÖZLEM EVİ MÜDÜRÜ - (Güler.) Vaktiniz varsa hay hay!

YOLCU - (Ağlamaklı) Yok, ne yazık ki, vaktin yok. Çok geç kaldım.

GÖZLEM EVİ MÜDÜRÜ - Çok geç kaldınız!

ARABACI - Bey, hemen gidelim! Ben yıldız da gösteririm size!

YOLCU - (Azarlar.) Görmüyorum dedim yahu, göz doktoru musun sen?

GÖZLEM EVİ MÜDÜRÜ - Bu iş doktor işi değil, yaşamak işi Arabacı! Nasıl senin beygir! Yemini yedi suyunu içti mi?

ARABACI - Yedi, içti, beyim!

GÖZLEM EVİ MÜDÜRÜ - Ne yapıyor şimdi?

ARABACI - (Gülerek) Yıldızları seyrediyor, müdür bey!

GÖZLEM EVİ MÜDÜRÜ - (Güler.) Bravo beygire! Yaşamasını biliyor desene!

YOLCU - (Kızmış.) Aptal yerine koydunuz beni; düpedüz aptal! Alacağınız olsun, gösteririm ben size!

GÖZLEM EVİ MÜDÜRÜ - (Güler.) Görmüyorsunuz ki gösteresiniz, dostum!

YOLCU - Yürü gidelim, arabacı! Deliler evine gelmişiz; durulmaz burada!

(Hızla uzaklaşan ayak sesleri... Müdürün kahkahası... Kapanan bir kapı... Sessizlik Az sonra dörtnala giden atın nal sesleri, tekerlek sesleri... Sesler birden kesilir. Uzaktan uğultu hâlinde, son hecesi uzatılarak, "Çiçeklere baktın mı?" seslenişi duyulur, ses erk dağılır. At kişner Yolcu da, arabacı da gürültüden btraz bağırır gibi konuşurlar.)

YOLCU - Arabacı, çabuk beni o söylediğin bahçeye götür, çiçekleri göster bana; önce çiçekleri!

ARABACI - Geç oldu bey, çiçekler uykuya yattı, hiçbiri görülmez şimdi.

YOLCU - Hay Allah! Yahu, bunun da mı zamanı var?

ARABACI - Var ya. tabi var! Çiçekler sabahın erken saatlerinde, bir de gün batarken görülür bey1 Acele etmeyin, yarın sabah ben size bütün çiçekleri gösteririm, bütün çiçekleri!

YOLCU - (İçini çeker.) Ah, ben yarın belki buralarda olmam! Arabacı! Şimdi göster, şimdi. Hiç değilse bir yıldız göster bana.

ARABACI - Bunlar birbirlerine bağlı şeyler bey! Çiçekleri gördünüz mü, gökyüzüne bakmadan yıldızları da görürsünüz.

YOLCU - Geç kaldım, çok geç kaldım!

ARABACI - Geç kaldınız, bey!

(Bir süre nal, tekerlek seslen... At kişner.)


Edebibilgiler.com 2009 ©  Her hakkı saklıdır.