REALİZM (GERÇEKÇİLİK)

   19. yüzyılın ikinci yarısında romantizmin aşırı duygusallığına tepki olarak ortaya çıkmış bir akımdır. 1857 yılında Gustave Flaubert'in "Madame Bovary" adlı romanıyla, realizmin, romantizm karşısındaüstünlük sağladığı kabul edilmektedir.

  Realizmde, duygu ve hayaller yerini, toplum ve insan gerçeklerine bırakır. Konular gerçekten alınır. Yaşanan ve gözlenen gerçek bütün çıplaklığıyla anlatılır. Bunun sağlanması için gerektiğinde anket gibi bazı sanat dışı yöntemlere bile başvurulmuştur.

  Bu akımda, gerçeğin anlatılması için kişilerin psikolojileri, onların kişiliklerini etkileyen çevrelerinin tanıtımı, içinde bulundukları ortam ayrıntılarıyla verilir. Onun için de betimleme, realist yazarlarda en önemli anlatım biçimi olarak dikkat çeker. Yalnızca yaşananın anlatılmasına yönelen gerçekçiler, olaylar ve kişiler karşısında tarafsız davranırlar. Eserlerine kendi duygu, düşünce ve yorumlarını katmazlar. Yine, gerçek hayatın anlatılması esas olduğu için eserlerinde toplumun sıradan insanlarına rastlanır. Eserlerinde daha çok yaşamın olağan olaylarına yöneldikleri için çok basit bir konu bile ele alınıp işlenir.Gerçekçi yazarların okuyucuyu eğitme gibi bir amaçları yoktur. Gözlem, araştırma ve belgelere dayanarak, yaşananı nesnel bir şekilde aktarmayı amaçlarlar.   Gerçekçi yazarlar, biçim güzelliğine çok önem vermişler, dilde ve anlatımda süsten, özentiden kaçınmışlardır.

  Realizmde Roman Anlayışı:

"Her şey görmekten ibarettir. Üstatların gözüyle değil, kendi gözlerinle doğruyu görebilirsin. Bunun için de biraz beklemen lazım. Kendi duygu ve görüşlerini de eserlerine katma. Bir sanatçının orijinalliği, "büyük şeyler"de değil, önce "küçük şeyler"de görülür. Şaheserler, basit konular üzerindeki önemsiz ayrıntılardan meydana gelmiştir.

REALİZMİN BAŞLICA ÖZELLİKLERİ

* 19.yy'ın ikinci yarısında Fransa'da romantizme tepki olarak doğmuştur.

* Konu gerçekten alınır. Olay ve kişiler yaşanan ve yaşayan kişilerin benzerleridir

* Kişilerin ruhi davranışlarını etkileyen onların kişiliklerini çizen çevre ve ortamın tanıtılmasına önem verilir.

* Betimlemeler yazarın gözüyle yapılmaz kahramanın gözüyle yapılır.

* His ve hayale kapılmadan toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtır.

* Sanat için sanat görüşünü savunurlar.

* Hikâye ve Romanda uygulanır.

BAŞLICA TEMSİLCİLERİ

Stendhal (Kırmız ve Siyah, Parma Manastırı)

Balzac (Goriot Baba, Vadideki Zambak, Eugenie Grandet)

G. Flaubert (Madame Bovary) , Dostoyevski (Suç ve Ceza)

Lev Tolstoy (Savaş ve Barış, Diriliş, Anna Karenina)

A. Çehov (Vanya Dayı, Vişne Bahçesi)

M. Şolohov (Ve Durgun Akardı Don)

E. Hemingway (Çanlar Kimin İçin Çalıyor)

J.Steinbeck (Gazap Üzümleri) , Herman Melville (Moby Dick)

Charles Dickens (Oliver Twist, David Copperfield)

Gogol (Müfettiş, Ölü Canlar)  ,  Turganyev (Babalar ve Oğullar)

M.Gorki (Çocukluğum, Benim Üniversitelerim, Ekmeğimi Kazanırken)

"Roman dediğin, bir uzun yol üzerinde dolaştırılan bir aynadır. Bir bakarsın göklerin maviliğini, bir bakarsın yolun irili ufaklı çukurlarında birikmiş çamuru görürsün. Sonra da kalkıp heybesinde bu aynayı taşıyanı ahlaksızlıkla mı suçlayacaksınız? Aynası çamuru gösteriyor diye aynaya kabahat bulmak olur mu? Böyle çamurlu çukura bulunan yola, daha doğrusu suyun akmasını, kokmasını, çamur çukurları meydana getirmesini önlemeyen temizlik müfettişine ..."Henri B.Stendhal

G. Flaubert

Lev Tolstoy

Dostoyevski

Çehov

E.Hemingway

H. Melville

C. Dickens

Turgenyev

Maksim Gorki

J. Steinbeck

TÜRK EDEBİYATINDA REALİZM

Türk edebiyatında ise;

Recaizade Mahmut Ekrem (roman ve öyküde), Samipaşazade Sezai, Mehmet Akif Ersoy, Halit Ziya Uşaklıgil,

Mehmet Rauf, Ömer Seyfettin,

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay,

Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar.

S. Sezai

 Mehmet Akif

 Halit Ziya

Ömer Seyfettin

Yakup Kadri


Edebibilgiler.com 2009 ©  Her hakkı saklıdır.